Behind the gameThe world
Tavla imparatorlukları, sınırları ve dilleri geçti ve hiçbir zaman neden hâlâ var olması gerektiğini açıklamak zorunda kalmadı. Tahtalar ahşaba, taşa ve deriye oyuldu. Oyunlar evlerde, kahvehanelerde, kulüplerde, limanlarda ve otel odalarında oynandı; İstanbul'dan Londra'ya, Beyrut'tan Paris'e.
İsimler yol boyunca değişti.
Tavla. Tavli. Nard. Şeşbeş. Gamão. Backgammon.
Tahta kaldı.
Tek bir yurdu olmayan bir oyun
Üç oyuncuya bu oyunun nereye ait olduğunu sorun, üç cevap alırsınız; üçü de içten, hiçbiri yanlış değil. Öğle vakti bir Türk kahvehanesi. Bir Yunan terası. Tahran'da bir oturma odası. Beyrut'ta bir kulüp. Dört kuşaktır oynayan ve bir kez olsun buna hobi demeyen bir ailenin mutfak masası.
Farklı isimler, farklı şehirler, masada farklı âdetler. Kimi rahatça katlar. Kimi bunu kabalık sayar. Kimi beşe oynar, kimi yediye, kimi de birinin kalkması gerekene kadar.
Aynı yirmi dört hane.
Bunun yapım biçimimize etkisi
Bu kadar geniş bir çevrede sahiplenilen bir oyun tek dilde çıkıp işini bitmiş sayamaz. Orion 43 dil için kuruldu; arayüzün yalnızca çevrilmesi değil aynalanması gereken sağdan sola düzenler dahil.
Bu iş düzgün yapıldığında görünmez olur. Oyuncu uygulamayı Arapça ya da İbranice açar, tahta olması gereken yerdedir, paneller doğru yönde okunur ve oyunun hiçbir yeri başka bir yerde yapılıp buraya gönderilmiş gibi durmaz.
Bu oyuna backgammon diyenler, onun hikâyesinin yalnızca bir parçası.
On iki durağın anlamı
Orion'un yolculuğu göksel masaya varmadan önce Tanca, Atina, Monte-Carlo, Lizbon, Dubai, İstanbul, Santorini, Kyoto, Paris, New York ve Gstaad'dan geçer.
Bu güzergâh bir seyahat broşürü değildir. Bir kabullenmedir. Bu oyun hiçbir zaman bizim yeniden icat edeceğimiz bir şey olmadı. Zaten sevilmiş olarak, bir düzine dilde geldi; ve bir stüdyonun yapabileceği en faydalı şey, ona beş bin yıldır beraber olduğu topluluğa yakışır bir oda kurmaktır.