News

Kahvehane geleneği: tavla nerede yaşar

Tavla kahvehanede yaşar: Türkiye'de tavla, Levant'ta tawla, bölgenin genelinde şeşbeş. Çay, seyirciler ve devredilen tahtalar bunun sebebini anlatıyor.

culturetavlatradition

Tavla kahvehanede yaşar. Akdeniz ve Orta Doğu boyunca tahta evden getirilen bir şey değildir; mobilyadır, tezgâhın arkasında çay bardaklarının yanında durur ve bir menü kadar doğal biçimde uzatılır. Oyunun adı Türkiye'de tavla, Levant'ta tawla, bölgenin genelinde şeşbeştir, ve her hâlinde açık havada, gürültülü ve çay eşliğinde oynanır.

Sahne haritanın bir ucundan öbürüne tekrarlanır. Tanca'da tahta nane çayının yanında açılır, pencereden medinanın gürültüsü girer. Atina'da kafenion üç dört tahta bulundurur, köşeleri denizde kalmış odun gibi yumuşamıştır. İstanbul'da çay bahçesi ince belli bardaklarla ve Farsçadan alınma zar adlarıyla döner. Beyrut'ta masa kaldırıma çıkar ve küllüğünü nargileyle paylaşır. Farklı kahve, farklı alfabe, aynı ses: pulların takırtısı, çatıya düşen yağmur kadar düzenli.

Tavla neden kahvehanede oynanır?

Kısmen oyunla kahvehanenin birlikte büyümüş olmasından. On altıncı yüzyılın ortasında İstanbul'da ilk kahvehaneler açıldığında, oturan insanların yapacak bir şeye ihtiyacı vardı; tahta ise zaten kadim, taşınabilir ve ucuzdu. Kahve Osmanlı dünyasına yayıldı ve tahta onunla birlikte yolculuk etti: Yunanistan'a, Levant'a, Mısır'a ve Kuzey Afrika kahvelerine. Espresso makinesi geldiğinde bu ikili, güzergâhtaki çoğu ulustan daha eskiydi.

Kısmen de tempodan. Bir oyun on dakika sürer, bazen beş, ve sohbet oyunun içinden akıp gider. Kimse tavla masasını susturmaz. Zar atarsınız, hamlenizi yaparsınız, cümlenizi bitirirsiniz. Satranç odadan sessizlik ister. Tavla odadan yaklaşmasını ister.

Ve kısmen zarlardan. Şans, seviyeleri birbirine yakın tutar. Bir dede on iki yaşındaki birine kaybedebilir, masa güler, ve rövanş pullar yerine dizilmeden başlar. Beceri yüz akşamın sonunda yine kazanır, ve müdavimler kimin iyi olduğunu tam olarak bilir. Ama herhangi bir gecede herkes herkesi yenebilir. Bu oyunun kusuru değildir. Yabancıların karşılıklı oturmasının sebebidir.

Tavla, tawla ve şeşbeş ne demek?

Büyük ölçüde aynı sözcükler. Latince tabula, yani tahta ya da masa, Türkçede tavla, Yunancada tavli, Arapçada tawla oldu. Dünyanın yarısında oyunun adı basitçe masadır, ki bu da ne işe yaradığını söyler: bir mülk değil, paylaştığınız bir yüzey.

  • Tavla, Türkiye'de: çay bahçelerinde ve kahvehanelerde hızlı ve gürültülü, atışlar hâlâ Farsçadan alınma sayılarla söylenir.
  • Tavli, Yunanistan'da: sırayla oynanan üç oyun, portes, plakoto ve fevga, kafenionda beşte üç.
  • Tawla, Levant ve Mısır'da: kaldırım masaları, Şam işi sedefli tahtalar, her sandalyeden gelen akıl.
  • Şeşbeş, bölge genelinde: tek bir atıştan adını alan bir oyun, şeş Farsça altı, beş Türkçe beş.

Bu son isim geleneğin küçültülmüş hâlidir. Tek bir tabir, iki dil, kimse ödünç alındığını hatırlamayana kadar ağızdan ağıza geçmiş. Oyun da aynı şekilde işler. Zar kimin elindeyse ona aittir.

Oyun nasıl devredilir?

Önce ayakta durarak. İyi bir maçın etrafında oynamayan ikinci bir halka vardır: seyirciler, kahvehanenin meclisi, hataları anlatan ve kimsenin istemediği hamleleri öneren insanlar. Çocuklar oradan başlar, çay taşıyarak, elleri izleyerek. Kuralları bir pula dokunmadan çok önce öğrenirsiniz; bir dili yazabilmenizden yıllar önce öğrendiğiniz gibi.

Sonra bir gün yaşlılardan biri sizi boş sandalyeye çağırır ve asıl dersler başlar. Yavaşla. Ona sana mal olduğundan fazlasına mal oluyorsa vur. Şansını asla yüksek sesle sayma. Eski oyuncular oyunu kendilerine öğretildiği gibi, birer atasözüyle öğretir, ve kayıplar tam da hatırlanacak kadar acıtır.

Tahtalar da devredilir. İyi bir tahta ilk sahibinden uzun yaşar. Çuhası gider, menteşesi değişir, elli yıl pul inen haneler solar. Şam'da atölyeler hâlâ ceviz üstüne sedef işler; bir kez alınıp iki kez miras kalan tahtalar için. Kimse bu tahtaları duvara asmaz. Rafta, hizmette dururlar.

Tavla neden bir toplumsal altyapıdır?

Çünkü yabancılara bir metin verir. Kahvede tek başına oturmak beklemektir; bir tahtanın başında oturmak davettir. Oyun açılış cümlesini, paylaşılan nesneyi ve yarım saat daha kalmanın gerekçesini sağlar. Hiçbir şeye mal olmaz, pil istemez, hiç güncellenmez ve ortak dili olmayan iki kişi için çalışır. Kamusal hayatta bu dördünü birden yapan pek az şey vardır.

Açık bir tahta, karşısındaki sandalyenin hiçbir zaman gerçekten boş olmaması demektir.

Toplumsal altyapı budur: beraberliği mümkün kılan sıradan teçhizat. Banklar bunu yapar, berberler yapar, çayın kendisi yapar. Tahta en iyi yapar, çünkü kalabalık toplayacak kadar dram getirir ve her kaybı küçük tutar. Kaybetmek biraz gurura mal olur, rövanş da onu geri öder.

Orion'un yolculuğunun bir Tanca kahvesinde başlamasının sebebi budur. On iki durağımızın herhangi birinden başlayabilirdik, ve Birinci Sezon, İlk Geçiş, medinanın çok ötesine uzanan bir rota çiziyor. Ama oyun kendini en çok üstünde çay olan küçük bir masada evinde hissediyor, ilk tahta da bu yüzden orada bekliyor. orion.arthea.ai/go adresindeki kapı App Store ve Google Play bağlantılarını taşır ve o an neyin hazır olduğunu her zaman gösterir.

Türkçe yazılar